1998’de Şili’nin güney ucundan yola çıkan İngiliz maceracı Karl Bushby, 28 yıl ve 50 bin kilometreden fazla yolun ardından yeniden İngiliz toprağına ayak bastı. Güney Amerika’dan Alaska’ya, donmuş Bering Boğazı’ndan Sibirya ve Orta Asya’ya uzanan yolculuğunda 29 ülkeden geçen Bushby, Hazar Denizi’nin ardından son büyük su engeli Manş Denizi’ni de yüzerek aştı. Ancak onun için yolculuk hâlâ bitmedi: Önünde Hull’daki annesinin evine kadar yaklaşık 400 kilometrelik son yürüyüş var.
Karl Bushby’nin hikâyesi klasik anlamda bir dünya turu yapma isteğiyle başlamadı. İngiliz ordusunda paraşütçü olarak görev yaptığı yıllarda dayanıklılık ve insanın sınırlarını ne kadar zorlayabileceği fikrine ilgi duyuyordu. Babasının gönderdiği bir doğum günü kartında, Bering Boğazı üzerinden Londra’dan New York’a yürümeyi planlayan bir grup askerden söz edilmesi ise fikrin kıvılcımını çaktı.
Bushby bir dünya haritası üzerinde İngiltere’den Asya’ya, oradan Alaska’ya ve Güney Amerika’nın ucuna kadar uzanan rotayı gördüğünde kendi meydan okumasını buldu: Dünyanın öteki ucundan başlayacak ve İngiltere’deki evine kendi gücüyle dönecekti.
İki kural koydu, 28 yıldır bozmadı
Bushby, Goliath Expedition adını verdiği yolculuğa 1 Kasım 1998’de Şili’nin Punta Arenas kentinden başladı. O sırada 29 yaşındaydı. Yanında birkaç yüz dolar ve ihtiyaçlarını taşıdığı iki tekerlekli bir yük arabası vardı.
Kendisine iki temel kural koymuştu: Yolculuğunu ilerletmek için hiçbir ulaşım aracından yararlanmayacak ve rotayı tamamlamadan İngiltere’deki evine dönmeyecekti.
Başlangıçtaki hesabına göre macera yaklaşık 12 yıl sürecekti. Ancak vize sorunları, sınır kısıtlamaları, finansman sıkıntıları, siyasi gelişmeler ve Covid-19 salgını yolculuğu neredeyse üç on yıla yaydı.
Bushby zaman zaman bulunduğu noktadan ayrılmak zorunda kaldı. Ancak yürüyüşe devam edebilmek için her defasında bıraktığı noktaya geri döndü. Böylece rotasında ulaşım aracıyla kapatılmış bir boşluk bırakmadı.

Ormanlardan buzullara
Güney Amerika boyunca kuzeye yürüyen Bushby, Kolombiya ile Panama arasındaki dünyanın en zorlu bölgelerinden Darién Gap’i geçti. Ardından Orta Amerika, Meksika, ABD ve Kanada üzerinden Alaska’ya ulaştı.
2006’da Alaska ile Rusya arasındaki donmuş Bering Boğazı’nı geçti. Buzların kesildiği bölümlerde yüzmek zorunda kaldığı geçiş, yolculuğunun en dikkat çekici etaplarından biri oldu.
Ardından Sibirya ve Asya boyunca ilerledi. Fakat karşısına çıkan engeller artık yalnızca dağlar, buzullar ve zorlu iklim koşulları değildi. Rusya’daki vize ve giriş sorunları uzun bekleyişlere yol açtı. Finansman sıkıntıları ve daha sonra pandemi de yolculuğu defalarca durdurdu.
Bushby’nin 28 yıllık serüveninin önemli bir bölümü bu nedenle yürümekten çok yeniden yürüyebileceği günü beklemekle geçti.
Hazar Denizi’ni de yüzerek geçti
Jeopolitik koşullar karadan ilerleyebileceği güzergâhları zorlaştırınca Bushby, önündeki Hazar Denizi’ni aşmak için kendi kurallarına uygun başka bir yol buldu: yüzmek.
2024’te Kazakistan’dan Azerbaycan’a doğru Hazar Denizi’ni yüzerek geçti. Yaklaşık 300 kilometrelik bu sıra dışı etap haftalar sürdü.
Azerbaycan’ın ardından Gürcistan üzerinden Türkiye’ye giren Bushby, 2025 baharında İstanbul’a ulaştı. Özel izinle 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nü yürüyerek geçmesi, yolculuğun sembolik anlarından biri oldu. Yıllar süren Asya etabının ardından artık Avrupa’daydı.

Manş Tüneli olmayınca yüzdü
Avrupa boyunca ilerleyerek Fransa’ya ulaşan Bushby’nin karşısında artık İngiltere vardı. Ancak Manş Denizi yeni bir sorun yarattı.
Bushby, Manş Tüneli’nin servis bölümünden yürüyerek geçmek istedi ancak güvenlik gerekçesiyle izin alamadı. Tekneye binmek ise 1998’de kendisine koyduğu kurala aykırıydı.
57 yaşındaki maceracı bunun üzerine Manş Denizi’ni yüzmeye karar verdi.
Üç güne yayılan zorlu geçişin ardından 5 Ekim 2026’da Dover yakınlarındaki Shakespeare Beach’e çıktı. Böylece 28 yıl sonra yeniden İngiliz toprağına ayak bastı.
Yolculuk bir ömre dönüştü
Bushby yola çıktığında 29 yaşındaydı; bugün 57 yaşında. Başlangıçta yaklaşık 12 yıl sürmesini öngördüğü yolculuk hayatının neredeyse yarısını kapladı.
Bu süre içinde yalnızca dünya değişmedi, Bushby’nin geride bıraktığı hayat da değişti. Yola çıktığında çocuk olan oğlu yetişkin bir adam oldu. Ailesiyle geçiremediği yıllar, kapanan sınırlar ve uzun bekleyişler, Goliath Expedition’ı bir dayanıklılık macerasının ötesine taşıdı.
Neredeyse üç on yıl boyunca hayatını tek bir hedef çevresinde kuran Bushby için şimdi belki de en zor sorulardan biri ortaya çıkıyor: Yürüyüş sona erdiğinde ne yapacak?
Onun sıra dışı hikâyesi sinemaya da taşınıyor. Yönetmen Werner Herzog, Bushby’nin yolculuğunu konu alan Walk of Life adlı uzun metrajlı bir belgesel üzerinde çalışıyor.
Bitiş çizgisi annesinin kapısı
Ancak Goliath Expedition henüz tamamlanmadı.
Çünkü Bushby’nin 1998’de çizdiği rotanın son noktası Dover değil, doğduğu kent Hull’daki annesinin evinin kapısı. İngiltere’ye ulaştığında önünde yaklaşık 400 kilometrelik son etap bulunuyordu.
28 yıl, 29 ülke, 50 bin kilometreden fazla yol; ormanlar, buzullar, kapanan sınırlar ve yüzerek geçilen denizler…
Karl Bushby ancak annesinin kapısına kendi ayaklarıyla ulaştığında, 1 Kasım 1998’de Şili’de başlayan yolculuğunun gerçekten sona erdiğini söyleyebilecek.



