The Guardian yazarı Marcel Theroux, Agatha Christie’nin Doğu Ekspresi’nde Cinayet romanından ilham alarak İstanbul’u yeniden keşfediyor. İlk gecelerini Tokatlıyan Oteli’nde geçiren, daha sonra sık sık Pera Palace Hotel’de konaklayan Christie’nin izinde yapılan bu yolculuk; Beyoğlu’ndan Sirkeci Garı’na uzanan, edebiyat ve tarihin iç içe geçtiği etkileyici bir rota sunuyor.
Bazen bir şehri en iyi gezi rehberleri değil, romanlar anlatır.
“Poirot’nun oteli İstanbul’da kalınacak yerdi: Yolculuklarıma ilham veren kitap” başlıklı yazısında The Guardian yazarı Marcel Theroux, Agatha Christie’nin Doğu Ekspresi’nde Cinayet romanının izini sürerek İstanbul’u yeniden keşfediyor. Theroux, çocukluk yıllarında okuduğu romanın kendisini yıllar sonra bu şehre getirdiğini anlatırken, okurlarını da Pera Palace Hotel’den Tokatlıyan Oteli’ne, Sirkeci Garı’ndan Beyoğlu sokaklarına uzanan edebiyat dolu bir yolculuğa çıkarıyor.
“İstanbul’a, Doğu Ekspresi’nde Cinayet romanı nedeniyle geldim; oysa şehir romanda yalnızca kısa bir bölümde yer alıyor.”
Theroux’ya göre Agatha Christie’nin ünlü romanında İstanbul yalnızca kısa bir durak gibi görünse de, şehrin hikâyedeki yeri sandığımızdan çok daha büyük. Bu yüzden İstanbul’u, Christie’nin bıraktığı izleri takip ederek yeniden keşfetmeye karar veriyor.

Christie’nin İstanbul’u: Tokatlıyan’dan Pera Palace’a
Agatha Christie’nin İstanbul’la bağı yalnızca romanlarından ibaret değil. Guardian yazısına göre ünlü yazar, ilk evliliğinin sona ermesinin ardından tek başına çıktığı yolculukta İstanbul’a geliyor ve ilk gecelerini dönemin gözde otellerinden Tokatlıyan Oteli’nde geçiriyor. Daha sonraki ziyaretlerinde ise sık sık Pera Palace Hotel‘de konaklıyor. Rivayete göre, Doğu Ekspresi’nde Cinayet romanının ilk taslaklarından biri de burada kaleme alınıyor. Bugün otelde bulunan 411 numaralı oda, Christie’nin anısını yaşatan özel bir süit olarak ziyaret edilebiliyor.

Poirot’nun uğradığı otelin izinde
Theroux’nun rotasındaki ikinci durak ise romanın ikinci bölümünde Hercule Poirot’nun uğradığı Tokatlıyan Oteli.
Bugün otel olarak hizmet vermese de İstiklal Caddesi üzerindeki tarihi yapı hâlâ ayakta. Guardian yazarı, binanın içine girerek geçmişin izlerini arıyor ve bir zamanlar İstanbul’un en gözde otellerinden biri olan yapının bugün mağaza ve ofislere ev sahipliği yaptığını anlatıyor.

Sirkeci Garı hâlâ aynı atmosferi taşıyor
Romanın İstanbul bölümünün son durağı ise Sirkeci Garı.
Doğu Ekspresi artık eski güzergâhında çalışmasa da tarihi gar binası, ziyaretçilerine hâlâ o dönemin atmosferini hissettiriyor. Theroux’ya göre garın mimarisi ve sessizliği, okuru Christie’nin dünyasına bağlayan en güçlü ayrıntılar arasında yer alıyor.
Guardian yazarının en dikkat çekici tespiti
Theroux’nun yazısındaki en çarpıcı değerlendirmelerden biri de İstanbul’un romandaki yeriyle ilgili:
“Agatha Christie İstanbul hakkında yazdıklarından çok daha fazlasını biliyordu. Kenti ayrıntılarıyla anlatmıyor ama okura kendi keşfini yapabileceği bir alan bırakıyor.”
Yazara göre Christie’nin başarısı da burada yatıyor. İstanbul’u uzun uzun tasvir etmek yerine küçük ipuçları bırakıyor; şehrin geri kalanını ise okurun hayal gücüne emanet ediyor.
Kitapların peşinden yapılan yolculuklar
The Guardian’ın hazırladığı dosyada yalnızca İstanbul değil; Jack London’ın Yukon’u, Françoise Sagan’ın Fransız Rivierası, Chinghiz Aitmatov’un Issık Gölü ve Daphne du Maurier’nin Cornwall’ı da kitaplardan ilham alan seyahat rotaları arasında gösteriliyor. Ancak Agatha Christie’nin İstanbul’u, tarih, edebiyat ve kültürel mirasın iç içe geçtiği atmosferiyle listenin en dikkat çekici duraklarından biri olarak öne çıkıyor.




